TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 7.01.2020 141 Görüntüleme
ARİF NİHAT ASYA VE BAYRAK

ARİF NİHAT ASYA VE BAYRAK

Ahmet Özdemir
Dün Arif Nihat Asya’nın 70. Ölüm yıldönümüydü. Bir bilmece sorarak yazıma baş-layayım:
“Gökten ay ve yıldızı kopardılar, kanımızın içine koydular.”
Cevabının “bayrak” olduğunu biliyorsunuz. Bayrağın ilk defa hangi devlet tarafın-dan kullanıldığını bilmiyorum. Ancak tarihin çok eski dönemlerinden beri var olduğu kuşkusuz.
Bayrak, birliğimizin vatan sevgimizin bir sembolü. Gelenek ve göreneklerimizde yaşıyor. Türk Bayrağı olmadan, Türk Bayrağı dikilmeden düğün bile başlamaz.
Arif Nihat Asya şöyle yazıyor:
“Bir firavun olsam ben de ehram yaptırırdım. Fakat altında yatmak için değil; üstünde tahtımı kurmak, bayrağımı çekmek için.” (Kanatlar ve Gagalar)
Hangi bayrağı?
Arif Nihat Asya’nın dizelerinde belirttiği “ Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü… / Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, / Işık ışık, dalga dalga bayrağım,…”

5 Ocak 1975’de Ankara’da kaybettiğimiz Bayrak şairi Arif Nihat Asya, milli edebi-yatın, cumhuriyetten sonra yetişen en güçlü temsilcilerinden birisi. Üstün karakteri, mert-liği ve aşk derecesindeki vatan sevgisinden, millî ve manevî değerlere bağlılığından kuşku yok.
Arif Nihat Asya’nın şiirinde bütünüyle memleketimizi, duygularımızı, hüznümüzü, coşkumuzu ve inanışlarımızı buluruz. Üzerinde vücut bulduğumuz bu toprağın, gelenek ve göreneklerimizin sesi, nefesi vardır.
Arif Nihat Asya, milli tarih şuuru içinde yurt ve vatan sevgisiyle dile getirdiği ha-masi şiirlerine, güçlü bir duyarlılıkla musikiyi ve ahengi soktu:
“….. Kopardılar ayı gökten, / Bir ipek dala astılar / Yurt dediler, gölgesine / Ayaklarını bastılar … … Benim dedemle yan yana / Yazılı kalacak adım… / Yıldızla-rın söneceği / Güne yıldızlar sakladım.”
Arif Nihat Asya, “Yabanlar kıskanır diye, destan da yazmayalım mı” diye soru-yor. 1990 yılında TRT Rodyo 2 için Folklor Penceresi dizisinin metinlerini yazıyordum. Bir bölümün konusu Kitap Sevgisiydi. Kitap sevgisini anlatırken, Arif Nihat Asya’nın “Kitap” başlıklı bir yazısından alıntı yapmıştım. Şöyleydi:
“…. Gösterişsiz kabına bürünmüş uyuyorsun şimdi. Uyu ey kitap uyu… Günü gele-cek uyanacaksın. Bir gülün, bir şark lalesinin açılışıyla açılacaksın. Rengin olacak, kokun olacak; altın kanatlı arıların, altın kanatlı kelebeklerin olacak!
Bayrak tanıyacak seni. Toprak tanıyacak seni… Gözler, yıldızlar, dudaklar tanıya-cak; okuyacak seni. Yapraklarını kanat yapıp uçabilenler neslinin geleceğine ben inan-dım.. Sen de inan ey kutlu kitap….”
Bu şekilde bir şiir güzelliğindeki sözler sürüyordu. Arif Nihat Asya adını okuyan TRT denetçisinin sanıyorum tüyleri diken diken olmuştu ve makaslayıp atmıştı. Üzülmüş-tüm.
Arif Nihat Asya çok şeyi hoş görmüştür ama bayrağa karşı saygısızlığı asla. 1964 Eylül ayında yayınlanan bir yazısından birkaç paragraf aktararak yazımı bitirmek istiyo-rum:
“Mahalli bayram için onlar da bayrak çekmişler… Ayyıldız’ı bizimkini andırmak-la beraber, zemini kahverengine yakın, siyaha kaçan ve içler karartan bir renk.
Bu her halde benim şiirini yazıp Mesir günlerinde iki yerde okuduğumdan ayrı bir bayrak…
Bizimki için “Rengini kanımızdan aldı” deriz. Onlarınkinin rengini, onların ka-nından almış olacak…
Bizimki, kusursuz olur.. Onlarınkinde bir köşe, iki yerinden yırtık. Kendilerinin hayal perdesi gibi….
Böyle bir bayrağı, Manisa’da Mesir şenlikleri münasebetiyle kaldığımız otelin ya-kınlarında kendilerine parti diyen bir teşekkülün balkonunda gördük.
Bedbahtlar, onu oraya, Türk bayrağı yerine Türk Bayrağının karikatürü olarak çekmişlerdi. Yenisini alacak paralarının olmadığından değil…
Arkadaşım Cemal Oğuz Öcal, onlara bayrak direği ile ders vermek gerektiğini söy-ledi. Ben bayrağın ipiyle ders vermeyi düşündüm. …”

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |