TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 4.03.2021 65 Görüntüleme
DOSTMUSUN DÜŞMAN MI?

DOSTMUSUN DÜŞMAN MI?

Adnan FİŞENK

Türkiye’de ki milyonların sözde müttefik olarak görünen ABD’ye yönelik haklı hayal kırıklığı her alanda net bir şekilde ortaya çıkmıştır. ABD’nin Türkiye karşıtı yaptırım ve baskılarını dile getirmekte olan Cumhurbaşkanı Sn Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını tekrardan Türkiye’ye saldırmak için malzeme yapanlar aslında “ateşe körükle gitmekteler”.

Eğer ABD’de gerçekten amaç Türkiye’yi bilinçli olarak kaybetmek ve ABD’den uzaklaştırmak ise açık söylemeliyim ki bu çevreler hedeflerine çok yakınlar.

ABD ve aldığı kararlar Türkiye için o kadar da önemli değildir. Çünkü Türkiye bu oyunu yıllar öncesi de gördü, Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrası, Ermeni meselesi vs ile dayatılan ambargolarla Türkiye’ye yaşatılanlar hala benliğinde duruyor. Türkiye emperyalizmin yapısını ve psikolojisini iyi analiz edip, Türkiye olarak akıl hafızasına kaydetti. Fakat Ambargolar Türkiye’nin bir taraftan da gözünü açtı Millileşmesinin gereğini öğretti.

Türkiye artık kolayı seçmedi, eğer gerçekten istenseydi, Türkiye, ABD’ye diğerleri gibi boyun büküp, ABD’nin her isteğini yerine getirip bugünkü kaos geçiştirilebilirdi de, ama Türkiye öyle kolay teslimiyetçi ve onuruna yakışmayacak yol izlemedi. Bilakis tam tersi ve doğru olanı yaptı. Irak, Suriye Pkk-Pyd, Deaş, Fetö terör örgütleri ile ABD’nin işbirliği konusunda, Filistin konusunda, Mavi vatan konusunda, Ege’de, Ermeni karabağ işgali, mülteciler gibi birçok konularda
Türkiye ABD’nin ne istediğinin de öneminin olmadığı ve her istediği kararı da alamayacağını pratikte yeterince ders vermek de Türkiye Cumhurbaşkanı Sn Recep Tayyip Erdoğan’a nasip oldu.

Türkiye’yi sürekli istikrarsızlığa, kaosa, bölünmeye, iç savaşa, işgale yönelik, planlar yaparak uygulamaktan vazgeçmeyen Emperyalist Ülkeler şunu net kafalarına sokmalılar artık bu hayallerinizi gerçekleştiremiyeceksiniz, artık karşınızda eğilen, bükülen, devamlı sizlerden talimat alan bir Türkiye yok, artık Türkiye daha bir cesur ve Türkiye’nin başında yürekli bir Cumhurbaşkanı ardında da 83 milyon Türk milleti var, Bütün tehditlerinize, şantajlarınıza boyun eğmeyen küresel tazyiklerinize rest çekecek kadar cesur, hiçbirinize eyvallah etmeyecek kadar da başı dik bir Türkiye ve onun dik duruşlu Başkanı var.

AB Ülkeleri isterlerse ABD’denin son zamanlardaki dünya üzerinde meydana getirmiş olduğu gerilimi dizginlemek adına, ya ABD’nin dizginlerini sımsıkı tutarlar ya da Türkiye’yi sürekli olduğu gibi ABD’yi tutamıyormuş ve kontrol edemiyormuş gibi işlerine geldiği için rol yapıyor gözükebilirler tercih kendilerinin. Ancak bundan doğacak sonuçlara da ilk AB ülkeleri katlanmak zorunda kalacaklardır. Çünkü ilk planda Türkiye’nin fedakarca misafir ettiği hiç şikayet etmediği, maddi, manevi Türkiye için çok büyük bir yük olan milyonlarca mülteci bendi artık Türkiye’nin taşıyamayacağı bir hal alacağından bu mülteci barajı bendi yıkılarak, AB ülkelerini ilk önce İnsan seli altında boğacaktır.

AB Ülkeleri, ama bakın ABD böyle bir karar aldı, cümlesini Türkiye karşısında kullanmak istediklerinde, aslında Türkiye karşıtı karar almış olarak, Mültecileri adeta bir baraj bendi gibi engelleyen Türkiye’nin bendinin yıkılmasına neden olarak, kendi sonlarını da getirmiş olacaklardır.

ABD şunu anlamıyor, ABD’nin karşısında, bu sefer, o alıştıkları eski Türkiye yok. İşte belki de bunun farkında değiller. Ya da bazıları kasıtlı olarak “ateşe benzin dökmek” niyetindeler İsrail, Fransa, Yunanistan, Suudi Arabistan, Mısır, Libya’lı satılmış muhalefet, BAE, Kıbrıs Rum Kesimi vs gibi. Nedeni açık çünkü, Mavi vatan, Ege, Ermenistan gibi konularda Türkiye’ye duvara tosladıkları gibi adeta toslayanlar, ayrıca Irak ve Suriye’de bir Pyd-Pkk devletini tüm emperyalist devletlerin istemesine rağmen yaşama geçiremeyen Küresel güçlerin kriz çıkarma sendromları ve Türkiye’yi dört bir taraftan kuşatma eylemleri, bunların karşısında hiçbir şekilde ödün vermeyen bir tek başına TÜRKİYE …

Evet eğer bazılarının uzun yılları aşkın bir süredir Türkiye’yi müttefik, Dost palavrası ile bu zamana kadar kandırdıklarını, oyaladıkları sandıkları ama hiç bir zaman gerçekte ABD’nin sanıldığı kadar da dost ve müttefik olmadığı, Türkiye’yi de dost ve müttefik yapmaya niyetleri olmadığı ayan, beyan ortaya çıkmıştır. Onlar dostlarını Nato Paktı üyesi olan Türkiye’ye karşı FETÖ, PYD-PKK-DEAŞ terör örgütlerini dost edinerek göstermişler FETÖ terör örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti yıkılmaya teşebbüs edilmiş, bu PYD-PKK terör örgütüne 15 bin TIR silah vermişler, hala da her türlü üst sınıf silahları buna patriot hava savunma füzeleri de dahil kimlerin yanında yer aldıklarını ispat etmişler, kendi taraflarını terör örgütlerine ve terör devletlerine taraf olarak göstermişlerdir.

Sözde Nato müttefiki ABD’nin terör örgütleri ile kolkola olması birlikte Suriye’de, Irak’ta işgalci olarak hareket etmeleri, Lozan antlaşmasını bozan Yunanistan’ın adaları sürekli modern silah ve teçhizatlarla ABD ve Fransa’dan aldığı son sistem silahlarla birlikte ikame etmesi, Türkiye’nin ABD’nin dost ve müttefik gibi görünerek Türkiye düşmanlarına görülmemiş bir şekilde aleni her türlü desteği ile yapmış olduğu iki yüzlü davranış Türkiye’yi haklı olarak bıktırmıştır, yapılanlara isyan edecektir, etmelidir. Bunun binde birini Türkiye yapmaya kalkışmış olsa ABD’ye karşı sonuçlarının neler olacağı hepimizin malumudur. Türkiye’nin haklı olarak dostluk ve müttefiklik anlamında ABD’ye güvenememesi ve tedirgin olduğu ortadadır. ABD’nin dostluğu tek taraflıdır, kendi çıkarları doğrultusunda Türkiye’den sağladığı edinimler olmuştur. Türkiye’nin istekleri konusunda tek bir adım atmamıştır.

Günümüz Türkiye’sini ABD’nin her dediğini emir tellak ki edip yapmak zorunda olmadığının cevabı S-400 ler le kendilerine net bir şekilde iletilmiştir.

Eğer AB Ülkelerinde hala aklı başında çevrelerin biraz gücü varsa aslında Türkiye’yi haklı olduğu bu konuda sonuna kadar desteklemelidir, aksi takdirde ABD için ve Dünya barışı için Türkiye’de bir eksen değişmesi, Dünya barışı adına telafisi mümkün olmayan büyük bir kayıplara neden olacaktır.

Batının Türkiye’nin kaybedilmesini engellemek için fazla vakitleri kalmamıştır. Bu konuda yapmaları gereken sürekli, yalana dayalı propaganda ile Türkiye’yi düşman bir hale getiren ABD’nin, Dünya kamuoyunu doğru bilgilendirmesidir. ABD terör örgütleri ile temasını ve yardımını derhal kesmelidir. Ülkelerin birbirleri ile olan anlaşmazlıklarını fırsat bilip, Türkiye karşıtı ülkelere, Türkiye karşıtı terör örgütlerine sağladığı gibi son derece modern her türlü silah ve teçhizatını hatta askerleri ile destek vermemelidir.

Ülkeler arası olası anlaşmazlıkları sulh yolu ile çözmelerine destek verme yerine, onları savaşın eşiğine getirerek kendi çıkarlarının önünü açmaya çalışmaktan artık vazgeçmelidir. ABD dünyanın neresine el attıysa oraya kan ve göz yaşı hakim olmuştur. Başta kendi kıtasında Kızılderelileri yok etmek olmak üzere, Afrika kökenli insanlara uyguladığı kölelik, zulüm, Uzakdoğu, Vietnam, Kamboçya vs gibi yakın tarihte Afganistan, Irak, Suriye gibi birçok Ülkelerde ölümlere bizzat veya dolaylı olarak neden olmuştur, olmaya da devletler veya Pkk-Pyd, Deaş, Fetö gibi örgütler ile dolaylı veya dolaysız olmaya devam etmektedir. Dünya insanları artık ölüm, zulüm, kan ve göz yaşı yerine, Barış ve kardeşliğin, evrensel zenginliğin hakimiyetini mutluluğu istemektedir. Dünya beşten büyüktür denildiği gibi, dünya da söz sahibi çok katılımcı bir dünya ülkelerinden olan oluşum sağlanmalıdır.

Savaş ve yıkımlar en kolay yoldur. Türkiye ve Türkler tarih boyunca kimseden korkmamışlardır, hiçbir tehdit ve şantaja da boyun eğmemişlerdir. Türkiye’ye karşıt atılacak her adıma mutlaka Türkiye’nin de bir cevabı olacaktır.

Türkiye ile ABD arasında gelinen bu durumun değişmesi ancak ABD’de aklı başında olan politik çevrelerin ve onların yardımıyla dünya kamuoyunun Türkiye’yi uydurdukları yalanları, komplo teorilerini, bir kenara bırakıp, gerçekleri anlamaya çalışması ile mümkündür.

Şurası unutulmamalıdır ki tarih tekerrürden ibarettir. Güçlü olmak hiçbir zaman haklı olmak değildir.
Ayrıca Güçlü olmak ben herkesi ezer geçerim demek de değildir. Hiç ummadığın bir ülkeden öyle bir ders alırsın ki aynı Tarihin tozlu raflarında hapis olmuş tarih kitaplarındaki Roma, Bizans vs gibi imparatorluklara dönüşürsün, onlarda bir zamanlar sonsuza kadar var olacaklarını sanan güçlerdi…

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |