TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 9.04.2021 78 Görüntüleme
GAZİANTEP’İN GAZİLİĞİ

GAZİANTEP’İN GAZİLİĞİ

Ahmet ÖZDEMİR
1 Ağustos 1920’de Gaziantep ikinci kez kuşatıldı. Fransızlar, 7 piyade taburu, 2 sü-vari bölüğü, 3.5 batarya, 75’lik sahra, 65’lik dağ topu ve 155’lik ağır batarya ve 1500 Er-meni gönüllüsüne sahipti. Gazianteplilerin, 400 kişilik Yıldırım taburu ve 600 semt çetesi vardı.
Gaziantep’e her gün ortalama 15 bin top mermisi atılıyordu.
Gaziantep’i üç defa muhasara altına alan Fransızlar kente yiyecek sokmamış, halkı açlığa mahkûm etmişlerdi. İnsanlar hayvan pisliğinin içindeki arpaları seçip yemişlerdi. Savaşta ölen at, eşek ve katır etleri yiyecek diye paylaşılmıştı. Acı zerdali çekirdeği öğütülerek unla karıştırılıp, ekmek yapılıyordu. Aç kalan kedi ve köpekler insanlara saldırıyordu. Bütün yurt Gazianteplinin çilesini türkü türkü yaşıyordu:
“Kara imiş şu Antep’in yazısı
Meleşmiyor koyun ilen kuzusu
Ana baba bacı kardaş acısı
Nerde benim sarı güllü bağlarım
Antep diye hazin hazin ağlarım
Fransızlar her taraftan geldiler
Top sesinden çocuklar da öldüler
Çok gelinler evde yalnız kaldılar

Kavaklı’nın şirazesi bozuldu
Hanemize kara yazı yazıldı
Camilere şehit kabri kazıldı
….”
Savaş sırasında bir tek Fransız askeri ölmemişti. Sömürgelerinden topladıkları as-kerleri cepheye sürmüşlerdi. Silah ve mermi bulamayan Gaziantepliler, güherçile, kükürt ve söğüt kömüründen barut yapmışlar, gaz tenekeleri kapsül yapılarak, içine kloriyet, po-tas, zırnık ve diğer maddeler konarak ateş almasını sağlamışlardı.
Yiyeceği ve cephanesi biten Antep, 10 ay 9 günlük direniş sonunda 9 Şubat 1921 de Fransızlara teslim olmak zorunda kalmıştı. Kent, kül ve enkaz yığını haline gelmişti. Şeh-ri savunmak için 6.000’den fazla şehit verilmişti.
Gaziantep Savunması son günlerini yaşarken, bu savunmanın anlam ve önemi nede-niyle, TBMM tarafından 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında, bu kahraman şehre Gazilik unvanı verilmişti.
20 Ekim 1921’ varılan antlaşma ile, bu günkü Türkiye-Suriye sınırı kabul edildi ve 25 Aralık 1921 günü son Fransız askeri Gaziantep’i terk ederken, Türk Ordusu şehre girdi. Böylece 10 ay 22 gün süren esaret sona ermişti.
26 Ocak 1933 günü Gaziantep’e yönelmişti. O gün Ramazan Bayramı arifesiydi. Atatürk Bayramı Gaziantep’te geçirmek istiyordu. Haber, Gaziantep’te duyulur-duyulmaz, halk iki bayramı bir arada kutlamanın sevinci, içinde şehirlerini bayrak ve taklarla süsle-mişlerdi. O gün şehir ana-baba günü, binlerce, on binlerce insan, okullar, esnaf birlikleri karşılamaya çıkmışlardı. Atatürk, karşılayıcıları selamladıktan sonra, otomobiline bindi. Yolda Başkarakol’da arabasından inerek bir süre halk arasında yürüdü.
Halkevi’nde çeşitli kuruluşların yöneticileri ile görüştü, bilgi aldı. Atatürk Gaziantep’te ki çalışmalarından memnun görünüyordu. Akşam Gaziantepliler, Atatürk’e 200 kişilik bir yemek verdiler. Yemeğin sonunda Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali “Ulu Gazisi… Gaziantep’in yüreğinden coşan sesi dinliyor musunuz? Bu ses, tek ses olarak neden senin büyük yüreğine akıyor? Gaziantep seninle yeniden kuruldu, çünkü sana inandı, sana bağlandı. Sana inanan, sana bağlanan kendi varlığına inanır, Hakka inanır, sonsuzluğu bağlanır. Sen her şeyin, Gazisisin. Büyük Türkün bizzat kendisisin, özüsün, kütük adın Gazi Mustafa Kemal’dir. Fakat dövüş adın, tarih adın, asıl adın, Türkiye’dir.”
Ertesi gün, 27 Ocak 1933 Cuma, bayramın birinci günü. Atatürk’ün üzerinde lacivert bir elbise, gri kravat, siyah iskarpinler var. Valilikte yapılan bayramlaşma törenine katıldı. Atatürk, Gaziantep nüfus kütüğüne? Bey Mahallesi Hane:4 Cilt:86, Sayfa: 56, Zübeyde’den doğma, Ali Rıza oğlu, 1881 Selanik doğumlu Gazi Mustafa Kemal olarak geçti. Hemşerilik Belgesi, Gaziantep Belediye Başkanı Hamdi Kutlar’ın bir konuşmasıyla Atatürk’e verdi.
Gaziantep , Atatürk’ünü her zaman saygıyla andı. O’nun Gaziantep’e geliş gününü bir bayram olarak her yıl kutladı.
Atatürk, Gaziantep’in Kurtuluş yıldönümleri olan 25 Aralık’ta Gazianteplileri kutluyordu. 25 Aralık 1936’da şu telgrafı göndermişti: “Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk Köyü, Gazianteplileri kahramanlık örneği olarak alabilir…”
25 Aralık 1937’de, Gaziantep’in 16. Kurtuluş Yıldönümü dolayısıyla Ankara Halkevi’nde düzenlenen toplantıya katılmış, Gazianteplilere de bir telgraf çekmişti. Bu telgrafta:
“Eğer bir gün, millet-vatan ve cumhuriyetin yüksek çıkarları gerekirse o çevre kahramanlarının geçmişte olduğundan daha yüksek kahramanlıklar göstermeye hazır olduklarına şüphem olmadığı bilinmelidir.” diyordu.
Yazımı dünkü yazımla birleştirecek olursam, bir Gazianteplinin “Ben Gaziantepliyim, demesi anasının ak sütü gibi helaldir.

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

FOLKLOR NEDİR, NE DEĞİLDİR?

FOLKLOR NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Tema Tasarım |