TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 17.02.2021 85 Görüntüleme
İBRAHİM AGÂH ÇUBUKÇU’NUN “SONBAHAR”I

İBRAHİM AGÂH ÇUBUKÇU’NUN “SONBAHAR”I

Ahmet ÖZDEMİR
Genç arkadaşlarımın bilmesine imkân yok. Ama bizim yaşlarımıza yakın olanlar yüzünden tebessüm eksik olmayan İbrahim Agâh Çubukçu’nun TRT’deki dini ve felsefi sohbetlerini dinlemişler ya da hatırlıyorlardır.
Beş altı ay oldu. Mehmet Zeki Gündüz hocam, Prof. Dr. İbrahim Agâh Çubukçu’nun adresini ve telefon numarasını sordu. Cevap veremedim. Ankara’da Hayrettin İvgin ve Nail Tan ağabeyin bilebileceğini söyledim.
Geçen hafta kargodan gelen kitap ve dergiler arasında İbrahim Agâh Çubukçu’nun” Sonbahar” adlı şiir kitabı da bulunuyordu. Sevindim. Bu kitaba ilişkin düşüncelerimi yazacağım. Önce bir şiirini takdim edeyim:
ÇARPAR
Kiminin başı dağ gibi
Yükseklerde olur
Dağlarda
Sert rüzgarlar var
Çarpar
Kiminin kafası
Hurafeyle dolu
Cinlerden korkar
Korkarsan
Çarpar
Her yüze güleni
Dost olur sanma
Hırsıza güvenme
Güvenirsen
Çarpar
İnsan bir güzeli sevince
Duyguları taşar
Benimki kalbimde
Çarpar
Edebi sanatlar içinde Sehl-i Mümteni vardır. Genç arkadaşlarımız bilmeyebilir. Söylenmesi kolay göründüğü halde, benzerinin yazılması veya söylenmesi güç olan sözlere ya da yazılara denir. Edebi sanatları anlatan hocalar, Yunus’un “Ete kemiğe büründüm / Yunus diye göründüm” dizelerini örnek gösterirler. İbrahim Agâh Çubukçu’nun şiirlerinde bu durumu görebiliriz. “Çarpar” başlıklı şiirinde “çarpar” fiilinin yüksekliklerin, rüzgârın, hurafede cinlerin, hırsızın çarpacağını belirtirken şiirin finalinde beklenmeyen çarpıcı bir örnek daha verir. Bu, güzel sevenin kalbinin çarpmasıdır.
Değişik anlamlarıyla karşımıza çıkan “çarpar” ile ilgili cinastan söz edilebilir. Kolay sanılan sözler içinde şairane yerleştirmeler var. Duyguların taşıp, kalpte çarpması gibi. Bir felsefe ve ilahiyat profesörü olan İbrahim Agâh Çubukçu’nun şiirlerinde öğreti unsurlarına sıkça rastlarsınız. Bu şiirdeki “Kiminin kafası / Hurafeyle dolu / Cinlerden korkar / Korkarsan / Çarpar..” dizelerinden şairin hurafeye karşı olduğunu anlarız. Yine söylenişi basit gibi görülen bu şiirde eskilerin irsal-i mesel dedikleri bizim “Örneklendirme, örnek getirme” diyebileceğimiz sanattan da söz edebiliriz. Şair, düşüncesini örneklendirmek için zaman zaman atasözlerine de başvurur: “Her yüze güleni dost sanma” örneğinde olduğu gibi.
İbrahim Agâh Çubukçu, Sonbahar kitabına otuz sekiz serbest tarz, 23 de ölçülü şiiri almış. Yukarıda sözünü ettiğim gibi şiirlerinde kimseye ters etki yapmayacak dozlarda eğitim, öğüt, kıssa ve yol göstermeler var.
Sözünü ettiğim unsurlar “Gördüm” adlı şiirinde de bulunuyor:
“Etliye sütlüye karışmam amma
Kadını dışlayan kocalar gördüm
Zulümle içimde barışmam amma
Hak hukuk karşıtı cüceler gördüm
Aklını kullanan çamura yatmaz
Öğünmek ahlakta beş para etmez
İşde böbürlenmek amaca yetmez
Sapkına takılmış kancalar gördüm
Doğruyu söylersin dinleyen olmaz
Aç gözün midesi kararı bulmaz
Erdemle yürüyen saçını yolmaz
Gönüle dokunan geceler gördüm”
Taşlandım yaşlandım doludur bela
Ölünce verirler imamlar sela
Toplumda kavgalar sürüyor hala
Geçici dünyada acılar gördüm
İbrahim Agâh Çubukçu, günümüzün sorunu olan “kadına şiddet ve kadın cinayetleri” konusunda da düşüncelerini dizelere aktarmış. Bu şiirde onun ilahiyatçı kimliğini görüyoruz:
KADINA NİÇİN BASKI
Dünyada kadına yaygın baskı var
Kuran’ın öğüdü hikmet nerede?
Ham kalmış kafalar niçin böyle dar?
Örnek alınacak sünnet nerede?
Peygamber eşine fiske vurmadı
Öldürmek için tuzaklar kurmadı
Evde yanlışlar arayıp durmadı
Onun kuralına hizmet nerede?
İslam’ da kadın savaşa katıldı
Kılıç elinde cepheye atıldı
Özgürlük için düşmana çatıldı
‘I’arihi gerçeğe hürmet nerede?
Nasıl olur da eşini döversin
Bazen öfkelenir ona söversin
Yiğidim diye kendini översin
Öksüz kalanlara rahmet nerede?
Doğruyu tekrardan dilde tüy bitti
N’eyleyim yüce dinin hakkı gitti
Kimi insanları cahil eğitti
Bilgeye verilen kıymet nerede?
İbrahim Agâh Çubukçu, halk şiiri tarzı şiirlerinde “Şair Agâh”, “Aşık Agâh”, “Agâh” gibi mahlaslar kullanmış. İşte bir dörtlük:
“Şair Agâh söyler böyle sözünü
Sağlam önlemden ayırma gözünü
Sonra dövmeyesin kendi dizini
Tutumlu davran da bütçeyi düşün.”
İbrahim Agâh Çubutçu’nun kimi şiirlerine tasavvuf penceresinden bakmak gerekir. Örneğin şu şiirdeki “sen”i bir karşı cins kişisi değil Yüce Yaratan mı diye sorgulayabilirsiniz:
“SEN VARSIN
Başkasına benzemezsin / İçime öyle girdin ki / Güneşin doğuşunda Sen // Mehtaplı gecelerde / Doğayla söyleşirim / Ayın bakışında Sen // Doğa / Duygu ırmağı akıtır / Dağın eteğinde / Şelalenin akışında / Sen // Kapalı havalarda / Ruhuma aşk yağmuru yağarken / Şimşeklerin çakışında / Sen // Bir sevgi ateşinin / Yüreğimi yakışında / Sen…”
Bir şiir daha alıntı yapmadan İbrahim Agâh Çubukçu’nun biyografisinden söz edeyim:
1928’de Kadirli’de doğdu. 1953’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Aynı Fakültede 1958’de “İslam Felsefesi” doktoru, 1963’te Doçent, 1969’da Profesör oldu.
İ. Agâh Çubukçu, Fransa ve İngiltere’de çalışmalar yaptı. Sertifikalar aldı. 1962’de Fransız Dili ve Medeniyeti ile ilgili sınavları vererek Sorbonne Üniversitesi’nden diploma aldı. Uluslararası sempozyumlara katıldı. Kültür Bakanlığı Danışma Kurullarında görev yaptı. Türk Tarih Kurumu üyeliğine ve iki kez Ankara Üniversitesi Senatörlüğüne seçildi. Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu üyeliğine getirildi. Daha sonra Türk Tarih Kurumu Başkanvekilliğine atandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyeliğine seçildi. RTÜK tarafından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına seçildi.
1961’den itibaren Radyo’da ve daha sonraları Televizyonda dini sohbetler yaptı. Yetmiş kadar ilimizi dolaşarak konferanslar verdi.
Makaleler kitaplar yazdı. Edebiyat alanında içinde şiir, deneme ve oyun kitaplarının sayısı otuz iki oldu. Felsefe ve dinle ilgili otuzu aşkın kitabı bulunmakta.
1998 yılından beri emeklilik hayatını sürdürüyor.
Elbette Doğada canlı cansız her yaratılmışın bir görevi, bir sebebi var. İnsan organlarının da öyle. İbrahim Agâh Çubukçu’nun aktaracağım bu şiirinde sözü ilahi ahenge getiriyor:
Akıl petrolsüz, lambasız ışık
Göz doğaya açılan pencere
Burun kokularm gözü
Algı duyguların özü
El doğal alet
Ayak yürüyen motor
Dil düşüncenin ifadesi
İşitme evrenin sesi
Her organın var görevi
Kuran kurmuş
Bedende ahengi
İnsan gücü kadar sezer
Sayısız doğanın rengi
İbrahim Agâh Çubukçu’nun “Sonbahar”ı Ankara’da Kültür Ajans Yayınları arasında çıktı. 0312 384 22 23 numaralı telefonla irtibat kurmak mümkün.

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |