TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 2.02.2021 72 Görüntüleme
KATLEDİLİŞİNİN 28. YILINDA UĞUR MUMCU

KATLEDİLİŞİNİN 28. YILINDA UĞUR MUMCU

Ahmet ÖZDEMİR
Yazı dizileri başlayınca bağdaşımı, bütünlüğü, akışı bozulmasın diye araya başka bir şey koymuyorum. Elbette günceli kaybediyorum. Bugün böyle yapmayacağım.
Çok eskiden beri halkın gerçekleri öğrenmesini engellemek ve topluma korku salmak amacıyla sağdan soldan pek çok gazeteci, bilim insanı, sendikacı, aydın, öğrenciye saldırılar yapıldı, öldürüldü. Öldürülenlerin biri de halkın vicdanı olan Uğur Mumcu’ydu. Çünkü, bu saldırıları organize edenlerin karanlık ilişkilerini aydınlatıyordu.
Öldürülüşünün üzerinden 28 yıl geçti. O, toplumda büyük acılara neden olan ve sıradan, olağan gibi sağ-sol çatışması olarak sunulan olayların ardında derinlliklerin bulunduğunu ortaya koymuştu.
Öğrenci çatışmalarında hem sağcı hem de solcu gençlerin eline silah verenlerin devlet görevlileri olduğunu, silah ve uyuşturucu kaçakçıları ile terör olayları arasındaki bağlantıları ortaya çıkartmıştı. Böylece karanlık güçlerin hedefi olmuştu. Sonuçta. Yaşadığı çağa tanıklık ettiği, halkı bilgilendirme görevini cesurca yerine getirdiği için öldürülmüştü.
Ne yazık ki, Uğur Mumcu’yu öldüren bombayı koyanları, yönlendiren karanlık odaklar hala ortaya çıkarılamadı.
O günleri yaşayanlar hatırlarlar; 1993 yılının yaz aylarında Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’yu ziyaret etmişti. Mumcu’nun avukatı M. Emin Değer’in de bulunduğu konuşma sırasında, Güldal Mumcu’nun ‘Bu olayların ortaya çıkmasını engelleyen bir duvar oluşuyor…’ demesi üzerine Mehmet Ağar ‘Evet, soruşturmayı engelleyen bir duvar var…’ demişti. Güldal Mumcu da ‘Bir tuğla çekin o zaman, gerçekler ortaya çıksın..’ dediğinde ‘Bir tuğla çekersem, duvar yıkılır…’ yanıtını almıştı.
Sayın Güldal Mumcu, TBMM Başkan Vekilliği yapmasına rağmen, o tuğlanın çekilmesini sağlayamadı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun durumu da aynı. 12 yıl sonra yeni yeni bir hareket gözlenmekte ama, duvarın ötesindeki ışık görülür mü bilmiyorum.
Haberlerde gördüğüm, sezdiğim odur ki, bugün de gazetecilere yapılan saldırılar karşısında ülkeyi yönetenler üç maymunu oynama durumunda kalıyorlar. Sıradan olağan kavga, şiddet olayı olarak kabul ediliyor. Saldırıları gerçekleştirenlere karşı cezasızlık uygulaması sürdüğü kanısına sahip oluyorum. Umarım ki, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü, verilen resmi demeçlerin ötesinde sözde değil özde gerçekleşir. Halkın haber alma, gerçekleri öğrenme ve bilgilenme hakkının önündeki tuğla çekilir, duvarlar yıkılır gerek politikacılara gerek gazetecilere yönelik saldırıların gerçek azmettiricileri bulunur.
Basın müzesini gezenler görmüşlerdir. Bir galeride öldürülen 66 gazetecinin resmini ve onlara ilişkin kısa bilgiler yer alıyor.
Keşke yenileri eklenmesi ve bu yürek yakan sayıyı 66’ya bağlamış olsak.
Belki “66’ya bağlamak” deyimini bilmeyenler vardır. Anlatayım, Ebcet hesabı, hurifiyatçıların kullandığı bir sistemdir. Bu yöntemde rakamlar harflerle ifade edilir ve her kelimenin rakamsal değeri üzerinden hesaplar yapılarak, dünyanın halleri çözülmeye çalışılır.
A harfi 1, L harfi 30, H harfi 4 değerindedir. Bu hesaba göre 66 rakamını görebilmek için harfler alt alta geldiğinde ortaya
A 1, L 30,L 30, A1, H 4 olmak üzere toplam Allah karşılığı 66 bulunur. “Hadi işi altmışaltıya bağladın” ifadesi, işi Allah’a havale ettin anlamında kullanılır.
Uğur Mumcu’nun ölümünün 28. Yıldönümü. Onu sevgi, saygı ve rahmet dileklerimle anarken ondan bir alıntı yapmak istedim:
“…………
Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler,
gizli emirlerle başlarımızı ezmek,
kanlarımızı emmek istediler.
Amerikan üsleri kaldırılsın dedik,
sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde
ey halkım, unutma bizi…
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komunist dediler.
Ülkemiz bağımsız değil dedik;
kelepçeyle geldiler üstümüze.
Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı
dalgalandırdığımız bayrağımızı
daha dik tutabilmekti bütün çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi,
Bir kez anlamak istemediler bizi…
Vurulduk ey halkım,
unutma bizi…
……..”

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

GAZETECİYİ DONANIMLI KILMA

GAZETECİYİ DONANIMLI KILMA

Tema Tasarım |