TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 17.05.2021 66 Görüntüleme
KUDÜS, BENÎ İSRÂİL (İsrâiloğulları)  1

KUDÜS, BENÎ İSRÂİL (İsrâiloğulları) 1

Adnan Fişenk

Yazımıza başlarken geçmişten günümüze Yahudileri kabaca bir analiz ederek gelecek olarsak daha faydalı kanaatindeyim. Bu nedenle yazımızın başlangıç itibari ile bir giriş yapalım uzun soluklu bu yolculuğumuza, tabii bu yazı baştan da belirttiğim üzere bir akademik araştırma veya gerçek anlamda tarihi bir araştırma sonucu oluşmuş bir yazı dizini değil tamamen kişisel paylaşımların analizi sonucu, dahası bazı yerleri ve hikayeleri, ayrıca Kuran-ı Kerim den anlatımından alıntılı kişisel bir yansımanın satırlara tezahürüdür. Düzeltilmesi gereken yerlerin düzeltilmesi için her öneri ve tavsiyeye açığım. Önemli olan doğrular üzerinden doğruları, kişisel doğru yorumları okurlarımıza aktarabilmektir. Bu konularda ihtisas sahibi olanlarımızın engin anlayışına ve yönlendirmelerine de sığınarak Bismillah diyerek başlayalım.

Hemen hemen birçoğumuzun bildiği üzere, Semavi üç büyük dinden biri olan Musevilik; (Sonradan tahrif edilen şekliyle Yahudilik) Hz. Musa’ya (as) ALLAH (cc) katından kutsal kitap olan Tevratla gönderilen Semavi bir dindir. Bu dinin mensuplarına Yahudi denilmektedir ve ilk olarak  İsrailoğulları kavmi bu dine girmişlerdir. (Biat etmişlerdir)

Yahudi kavramı, kelime itibariyle “Tevbe etti” manasındadır, İsrail kelimesi ise Hz. Yakup (as) ünvanı olup, “ALLAH’ın (cc) kulu” manasında kullanılmıştır. BENÎ İSRÂİL (İsrâiloğulları) Tevrat’a göre Hz. Yakub’un (as) soyundan gelenler anlamında Yahudiler, Mısır’da ve Filistin’de, Kenan diyarında İsrailoğulları diye anılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’nın (as) peygamber olarak gönderildiği topluluk olan Yahudiler’den, Hz. Musa (as) anlatılırken ve helâk edilen milletlerin vasıfları sıralanırken bahsedilmektedir.

Hz. Yakub’un (as) sülalesinden gelen İsrailoğulları, Hz. Yusuf  (as) zamanında Mısır’da yerleşerek çoğalmışlar ve daha sonraki firavunlar tarafından köleleştirilerek, ağır işlerde çalıştırmışlar, zulüm ve işkencelere maruz bırakılmışlardır.

Mısır Firavunu, bir gece rüyasında Beytü’l-Makdis tarafından gelen bir ateşin, kendi kavmi olan Kıbtîleri tamamen yakıp, kül ettiğini ve bu ateşin İsrailoğullarına dokunmadığını görmüştür. Rüyasını yorumlattığı kahinler rüyayı “İsrailoğulların’dan bir erkek çocuğun dünyaya geleceğini ve Firavun’un saltanatını yıkacağı” şeklinde firavunun gördüğü rüyayı yorumlamışlardır. Bu rüya tabiri üzerine Mısır’da ki saltanatının biteceği korkusuna düşen Firavun, hem İsrailoğulları’nın neslinin çoğalmasına mani olmak, hem de kendi saltanatını bitireceği korkusu ile gördüğü rüyasındaki bu çocuğu bulup ortadan kaldırmak adına İsrailoğulları’nın yeni doğan bütün erkek çocuklarını gözünü kırpmadan öldürtmüştür. ALLAH’ın hidayeti ile Hz Musa (as) Nil nehrine öldürülmemesi için ailesi tarafından bir sepet içinde bırakılmıştı, Kuran da ayette, Derken bir gün yine annesi, Hz Musa’yı nehre saldı, fakat ipin ucunu kendisine bağlamayı unuttu. O da Nil’de akıp gitti. Derken Nil Nehri’nin kıyısında bulunan Firavun’un sarayının önünde kaldı. ‘‘Sonunda Firavun ailesi onu sahipsiz bularak aldı.” (el Kasas, 28/8)Yüce ALLAH (cc) devamla ‘‘Çünkü o, ileride kendileri için bir düşman ve bir tasa olacaktı!” (el-Kasas 28/) buyurdu. Müfessirler şöyle anlattılar: ‘Cariyeler, onu nehirden aldılar. Fakat onu açmaya cesaret edemediler. Nihayet sandığı getirip Firavun’un hanımı ”Asiye”nin ellerine koydular.

Hz. Musa’ya (as) Peygamberlik tebliğ edildikten sonra, ümmeti için firavunla mücadelesi başlaması ile  İsrailoğulları’na da cesaret vermesi ile birlikte, Firavun tarafından işkenceler şiddetini daha da fazla artırmıştır. Allah Kur’an aracılığı ile Kuranı Kerimde: ‘Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar, (fenalık için) kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.'(Bakara, 49) (A’raf 126; Mü’min 25)ayetiyle Beni İsrail’e firavun ve halkı tarafından yapılan işkence ve zulümleri hatırlatılmakta ve kurtulmalarının Allah tarafından bir ihsan olduğu kendilerine belirtilmektedir.

Mısır’da köle gibi yaşatılan İsrailoğulları, zamanla, Mısırlıların hayat tarzından etkilenerek sosyal ve kültürel kimliklerini yitirmeye başlamışlar; dini ve itikadi açıdan evrilerek büyük bir değişim içine girmişlerdir. O dönemde İsrailoğulları firavunu ilah kabul etmiyor, fakat ait oldukları Hz. İbrahim’in (as) dinine de ilgisiz kalıyorlardı. Mısır’da ki yaşam süreçlerinde Mısırlıların âdetlerinden olan bakar-perestlik (sığıra tapma) zaman içinde İsrailoğullarını da etkisi altına almıştır. Onlar da altından yapılma bir buzağı heykelini ilah olarak kabul etmekte, yörede yaygın olan sığır-tanrı Apis’e tapınma törenleri düzenlemekte idiler. Bu törenler sırasında ait oldukları hak dinin emir ve yasaklarına uymayarak, insanlık dışı ahlaksızlıklar ve sapkınlıklara devam ediyorlardı. Kur’an-ı Kerim’de onların buzağıya tapınmakla, kendi kendilerine kötülük ettikleri ve zalimler güruhundan oldukları, bunun inkardan, dalaletten başka bir şey olmadığı ve bu yaptıklarından dolayı ALLAH’a (cc) tevbe edip ancak O’na kullukta bulunmaları gerektiği (Bakara 51, 54, 92, 93) vurgulanmıştır.

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

TERÖR

TERÖR

Tema Tasarım |