TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 22.04.2021 76 Görüntüleme
ORTADOĞU VE BİTMEYEN SAVAŞLAR   -1-

ORTADOĞU VE BİTMEYEN SAVAŞLAR -1-

Adnan FİŞENK

Körfez Savaşı veya Birinci Körfez Savaşı, kod adı Çöl Fırtınası Harekatı 2 Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan krizin sonucunda, ABD öncülüğünde, Birleşik Krallık, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye, Mısır’ın da aralarında bulunduğu 40’a yakın ülkenin dahil olduğu koalisyon gücünün Irak’a karşı düzenlediği askeri harekattır.
(17 Ocak 1991-28 Şubat 1991).

Körfez Savaşı, Basra Körfezi Savaşı, Kuveyt Savaşı veya Birinci Irak Savaşı (2003’te başlayan Irak Savaşı’ndan sonra) gibi adlarla da bilinir.

2 Ağustos 1990’da Irak’ın güneydoğu komşusu Kuveyt’i işgal etmesi uluslararası tepkilere neden olmuş, tepkilerin sonucu olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri tarafından Irak’a karşı bir dizi ekonomik yaptırım uygulamaya konmuştur.

ABD Başkanı George Bush kendi ülkesinin birliklerini Suudi Arabistan’a yollarken, başka ülkelerden de bölgeye askeri güç göndermeleri çağrısında bulundu.
Bunun sonucu olarak 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en geniş çaplı askeri koalisyon gücü ortaya çıktı.
ABD koalisyon gücünün asıl ağırlığını oluştururken Birleşik Krallık, Fransa, Suriye, Mısır, Suudi Arabistan diğer başta gelen güçlerdi.

Suudi Arabistan savaşın 60 milyar ABD Doları tutan maliyetinin 36 milyarlık kısmını tek başına karşıladı.
Ocak 1991’e gelindiğinde Saddam’a karşı oluşturulan koalisyonun bölgedeki askeri gücü 956 bin kişiye ulaşmıştı.

ABD 697 bin (% 73) askerle bu gücün asıl ağırlığını oluşturuyordu; geriye kalan bölüm Birleşik Krallık, Fransa, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ve başka ülkelerin sayıca daha küçük asker birliklerini kapsıyordu.
Irak’ın Küveyt’i işgalinden hemen sonra, ABD ve Kuveyt delegasyonlarının talebiyle saatler içinde toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) aldığı 660 no’lu kararı ile işgali kınayarak Irak’ın Kuveyt’ten derhal çekilmesini istedi.

Irak, Kuveyt’i ilhak kararını kaldırmak ve savaş tazminatı ödemek başta olmak üzere bütün şartları kabul etmek zorunda kaldı.
Bu şekilde Körfez Savaşı fiilen sona ermiş oldu. 1991 yılı Nisan ayının ilk haftasında, Irak’ın BM Güvenlik Konseyi tarafından ortaya konan ateşkes şartlarını kabul ettiğine dair yazılı müracaatı ile de Körfez Savaşı resmen sona erdi.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) ilk adımı olan, 1991’deki körfez savaşı sonrasında 36. paralel boyunca bölünen Irak’ın kuzey parselinde çekiç güç’ün desteği ile bağımsız bir devlet kurma çalışmaları ile start almıştı,

Ortadoğu’daki 22 ülkenin sınırlarını değiştirmek, bölgenin enerji kaynaklarına ve dağıtım yollarını kontrol altına almak, bu zenginliği, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e ulaştıracak, PKK-PYD/YPG terör örgütüne Kürt koridoru oluşturmak, Akdeniz’i bir Batı Gölü ne dönüştürmek, Büyük Ortadoğu Projesi’nin en önemli hedeflerinden birisi olduğu herkes tarafından biliniyordu.

Bu PKK-PYD/YPG koridorunun Türkiye’nin güvenliği açısından büyük tehditler oluşturacağı da biliniyordu.
Sonunda, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak amaçlı, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü hedef alan terör belasını defedebilmek adına Türkiye, Fırat Kalkanı oluşturmak zorunda kalmıştır.
Çünkü artık işler Türkiye aleyhine çığırından çıkmaya başlamıştı.

1991 yılında Türkiye, Körfez Savaşı yada Irak’ın işgali sonrasında, şayet bir Dicle Kalkanı oluşturmuş olsaydı, 2016 yılında Fırat Kalkanı oluşturmasına bile gerek kalmazdı diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Dicle Kalkanı’na bütün bölge ülkeleri, İran ve Rusya da destek vereceği için, cesaretleri kırılacak olan Batılı Emperyalist güçler, bugün sahneye koydukları, Büyük Ortadoğu Projelerinden (BOP) vazgeçmiş olacaklardı.

Batılı Ülkelerin Halep üzerinden Akdeniz’e çıkma çabalarını yoğunlaştırdıklarında, olan Halep ve çevresindeki Türkmenlere oldu. Kriz boyunca Halep’teki, Bayır ve Bucak’taki Türkmenlere adeta çift taraflı bir zulüm uygulandı.
Rusya desteğindeki Esat güçleri Halep’e varil bombaları ile düzenledikleri saldırılarda özellikle çok büyük sivil katliamlarına neden oluyorlardı..

ABD Başkanı Barack Obama ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Rusya ve Suriye rejiminin, yarısı çocuklardan oluşan yüz binlerce sivilin yaşadığı Halep’teki barbarca saldırılarını güçlü bir şekilde kınadıklarını, söylemekle yetiniyorlardı. Halep’te, insanlık tarihinin en acımasız katliamı ve dramını yaşandı.

Türkiye’de geçmiş yılları bir kenarı bırakacak olursak, şu geçen son bir haftadır 3 büyük terör saldırısı ile, olağan dışı bir durumla karşı karşıya bırakılmıştır.

Türkiye’nin karşı, karşıya bırakıldığı terör saldırılarına bakılırsa 3 terör eyleminin 1 hafta içinde olması bile, Türkiye’ye yapılan açık tehdidin, yerli işbirlikçiler eli ile iletilmesi sizce de bir tesadüf müdür?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti geçmişte olduğu gibi, günümüzde de, en zor dönemlerinden geçiyor.
Cumhuriyet tarihinde yaşamadığı bir kuşatma altında ve savaşın tam ortasında bir başınadır.
Türkiye adeta ikinci bir İstiklal savaşı mücadelesi vermektedir.
Türkiye bu süreçten başarıyla çıkmak zorunda ve kararlılığında olduğunun bilincindedir.
Türkiye bu zor süreci aşmak için, geçmiş de yaşadığı acı deneyimleri ile bu tecrübeye ve güce de sahiptir.

devam edecek

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


İlginizi çekebilir

24 TEMMUZ VE AYASOFYA CAMİİ

24 TEMMUZ VE AYASOFYA CAMİİ

Tema Tasarım |