TÜRKİYE GENELİ

KORONA VİRÜS VERİLERİ

VAKA: 0
AKTİF VAKA: 0
ÖLÜM: 0
İYİLEŞME: 0

TÜRKİYE VE DÜNYA ÜZERİNDE KORONA VİRÜS VERİLERİ İÇİN

Ana Sayfa Yazarlar 6.03.2021 70 Görüntüleme
TAKVİM FOLKLORU

TAKVİM FOLKLORU

Ahmet ÖZDEMİR
Zamanı yıllara, aylara, haftalara ve günlere bölen düzenlemeye takvim diyoruz. Mevsimleri, ayları, haftaları günleri hesaplamak için insanlığın ilk çağlarından beri takvimler yapıldı.
Kullandığımız miladi güneş takviminin dışında, Rumi, Hicri, Musevi gibi türlü takvim çeşitleri kullanılıyor.
Sosyal hayatın gereği olarak insanlar arasında ilişkiler arttıkça, ortak takvimler geliştirme zorunluluğu doğdu. Ancak toplumun yaşadığı coğrafi, fiziki, tarihi, iktisadi, dini ve sosyal ortamın farklı olması, ortaklaşa kullanılan takvimin ihtiyacı karşılayamaz oldu. İşte bunun için halkın doğal ortamı kül-türü halk takvimini oluşturdu. Toplumun ekonomik uğraşısı üretim evreleri ve inanç sistemi halk takvimlerinin esasını oluşturmuştu.
Geleneklerimizde, toplum hayatında Balkan Harbi, Seferberlik, Erzin-can Depremi benzeri iz bırakan olayları bir bellek taşı olarak almak vardır. Böylesi olaylar, üzerine yıl ekleyerek yıl çıkararak bir başka olayın tarihini saptamak için kullanılmış..
Halkın gelenekleriyle ilgili belli günler için hem güneş sistemiyle ilgili, hem ay sistemiyle ilgili takvimden yararlanılır. Dini bayramlar için ay takvimi, başka türden tören ve işler için güneş takvimi kullanılır. Yörelere göre ayların adları farklılık gösteriyor.
Örneğin şubat ayı diğer aylardan kısalığı nedeniyle “gücük (küçük)” olarak adlandırılmış. Rahmetli annem bana “Gücük ayının başlarında doğdun,” derdi. Kız kardeşlerim 2 Şubat’ta karar kılmışlar. Ancak babam askerden dönünce 25 Nisan’da nüfus kâğıdı çıkartmış. Yanı aslen gücük ayında doğmuşum. Abrıl ayında da kafa kağıdına sahip olmuşum. Tarım, hayvancılık, meyvecilik işleri de kimi takvimlerde ayları daha uzun, daha kısa dönemleri belirten isimler almaktadır. Koç ayı – koç katımının yapıldığı ay, orak ayı – ekinlerin biçme işinin yapıldığı ay, kiraz ayı – kirazların yetiştiği ay gibi…
Halk takvimlerinin büyük çoğunluğunda yıl, kasım ve hıdrellez olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Kasım, kasım ayının başında başlar ve hıdrelleze kadar yani mayıs ayına kadar sürer; bu süre kış mevsimidir.
Hıdrellez ise 6 Mayıs’ta başlar, kasıma kadar olan süredir ve yaz mevsimidir.
Kış devresi 45’er günlük kasım, zemheri, hamsin adlı üç ana bölüme ayrılır. Tamamı 180 gün olarak kabul edilen kış devresinin ilk 135 günü, yani kasım – zemheri – hamsin aylarına “sayılı” ya da “hesaplı” adları verilmekte..
Bu devre kışın en şiddetli olduğu süredir ve insanlar tarafından uygun tedbirler almak üzere hesaplanır. Kışı tamamlayan 45 günlük bir devre daha vardır ki, bu da 21 Mart’ta başlayıp, 6 Mayıs’a kadar geçen süredir. Anadolu’da bu süreye “dokuzun dokuzu”, “april beşi”, “leylek kışı”, “oğlak kışı” gibi isimler verilir. Halk; hayvan ve bitkileri sert soğuklardan korumak için “sayılı”yı bilmek zorunludur.
Yaşamlarını çiftçilik ve hayvancılık ile sürdüren toplulukların takvim-leri mevsimlerin ve her mevsimin içindeki bölümlenmelerin yıl içinde, her defasında aynı hava şartlarına rastladığı bir düzende olacaktır. Nitekim bu çevrelerin halk takvimleri güneş takviminden pek farklı değildir; aynı ilkeye daya-nır. Ancak ayların adlarında ve bölümlerinde, türlü etkenlerden gelme çeşit-lenmeler görülür.
Örneğin Denizli’nin Çal İlçesi’nde her mevsim iki aydan oluşmak ko-şuluyla yıl sekiz aya bölünmektedir.
Bahar: Mart (22 Mart – 5 Mayıs), Hıdırellez: (5 Mayıs – 21 Haziran) , Yaz: Gündönümü (22 Haziran – 13 Ağustos) / Ağustos (14 Ağustos – 21 Ey-lül), Güz: Güz (22 Eylül – 5 Kasım) / Kasım (6 Kasım – 21 Aralık), Kış: Zemheri (22 Aralık – 31 Ocak) / Karakış (1 Şubat – 21 Mart)
Giresun’da ayların daha farklı adlandırıldığını görüyoruz: Zemheri (Ocak), Gücük (Şubat), Mart (Mart), Abrul (Nisan), Mayıs (Mayıs), Kiraz (Haziran), Orak (Temmuz), Ağustos (Ağustos), Haç Ayı (Eylül), Avara (Ekim), Koç Ayı (Kasım), Karakış (Aralık).
Halk takvimlerinin çoğunda kış aylarından birini, ya da birinin bir bölümünü gösteren Karakış deyimindeki kara sıfatı olumsuzluk anlamı yüklenmiştir. Bu dönem köylünün iş göremediği ve en çok sıkıntılı günlerini anlatan dönemdir. Avara olarak anlatılan dönem ekim işlerinin bitip çiftçinin boş kaldığı zamandır.

Yazar Hakkında

Adı Soyadı:

Mesleği:


Tema Tasarım |